Uzaktan Çalışma Anlayışı Şehir Nüfuslarını Etkiler mi?

Geçtiğimiz on yıl içinde, yeni istihdam ve fırsatlar hep büyük şehirlerde yoğunlaştı ve insanlar hep o şehirlere akın etti. Ancak covid-19 etkisi ile değişen dünya dinamikleri sonrasında uzaktan çalışma anlayışı tüm sektörlerde kabul bulduğu için büyük şehirlere doğru olan bu göç akını azalacak belki de tersine dönecektir.

MGI araştırması gösteriyor ki 2008 küresel mali krizinden sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki en büyük şehirlerin küçük şehirler ve kırsal alanlara göre istihdam artışından ciddi bir pay aldılar. Ancak pandemi sonrasında büyük şehirlerde ofis boşluk oranları önemli ölçüde arttı:

Bu düşüş San Francisco’da %91, Edinburgh’da %45, Londra’da %32 ve %27 örneğin Berlin’de %27 seviyelerinde olurken küçük şehirlerde ofis boşluk oranlarının da bir miktar düşüş gösterdiği ölçümlenmiş. (JLL office statistics, Q3 2020)

Bu durumun temel sebeplerinden biri elbetteki uzaktan çalışma şeklinin iş hayatında kalıcı bir yer bulmaya doğru hızla ilerlemesidir. Şirketler uzaktan çalışmayı teşvik ederken çalışanlar da gerek ekonomik sebeplerden gerekse de büyük şehirlerin kaotik ve kozmopolit yaşam tarzlarından sıkıldıkları için daha tenha, güvenli veya ucuz yöre ve yerlerde çalışmaya başladılar. Tabiki uzaktan çalışmanın çalışanlar üzerinde yarattığı negatif etkileri de bulunmaktadır.

Dünyada da bazı şirketler uydu ofisleri açmayı, küçük şehirler için teşvik programları geliştirmeyi çalışıyorlar. Bu hem uzakta kalmış yetenekli kişileri iş hayatına çekmek hem de mevcut çalışanların gider kalemlerinde tasarruf sağlayıcı fırsatlar yaratmak adına önemli bir hamle.

Hepimiz biliyoruz ki konut fiyatları ve kira rakamları küçük şehirlerde her zaman için daha düşüktür. Lakin Türkiye’de ilk etapta gördük ki insanlar daha çok yazlıklarına veya kıyı şehirlerinde ki müstakil konutlara doğru akın ettiler. Bu da özellikle İzmir, Muğla, Antalya gibi kıyı şehirlerindeki rayiç bedelleri arttırdı.

İspanya’da kiralar büyük ölçüde azaldı Madrid, Barselona ve Seville gibi şehirler, ancak Salamanca gibi daha küçük şehirlerde yükseldi. New York City, San Francisco Körfez Bölgesi, Washington, DC gibi metropol alanları ve Boston en büyük düşüşü yaşarken, daha küçük şehirler Madison, WI; Jacksonville, FL; ve Salt Lake City en büyük büyümeyi yakaladığı görülmüş.

Bu göçün kalıcı olup olmadığını daha sonra hep beraber göreceğiz. Bize göre çalışan kesiminin belli başlı illerde yoğunlaşması yerine Türkiye geneline yayılması ve kazanılan gelirin de yerelde harcanması hepimizin menfaatine olacaktır.

Buradan hareketle İş coğrafyası nasıl gelişecek diye düşünürsek, birden çok faktöre bağlı olacağı görülmektedir.

Zoom Yorgunluğu Nedir?

Stanford araştırmacıları, ‘Zoom yorgunluğunun’ dört nedenini ve bunların basit düzeltmelerini tespit etti.

Sadece Zoom değil, popüler görüntülü sohbet platformları, insan aklını ve vücudunu tüketen tasarım kusurlarına sahiptir. Ancak etkilerini azaltmanın kolay yolları var.

COVID-19 salgını döneminde daha fazla insan, meslektaşları, ailesi ve arkadaşları ile bağlantı kurmak için popüler görüntülü sohbet platformlarında oturum açarken, Stanford araştırmacılarının sizin için bir uyarısı var. Çünkü bu görüntülü görüşmeler muhtemelen sizi yoruyor.

Stanford Sanal İnsan Etkileşim Laboratuvarı’nın (VHIL) kurucu direktörü olan iletişim Profesörü Jeremy Bailenson, video konferanslarda son zamanlarda yaşanan patlama nedeniyle bu platformlarda her gün 1 saat harcamanın psikolojik sonuçlarını inceledi ve bu araştırmalar Vignesh Ramachandran tarafından kaleme alındı.

“Googling” herhangi bir web aramasına benzer bir şey olduğu gibi, “Zooming” terimi de video konferansın yerini alacak genel bir fiil haline geldi. Sosyal mesafe kuralları insanları fiziksel olarak ayrı tuttuğundan, her gün yüz milyonlarca insanın gerçekleştiği sanal toplantılar hızla arttı, artıyor.

Araştırmaya göre, görüntülü sohbetlerin insanları yormasına neden olan dört ana neden tespit edilmiştir. 

Dört neden

1) Uzun süreli yakın göz teması oldukça fazladır.

Görüntülü sohbetlerde katıldığımız göz teması süresi ve dahi ekranlardaki yüzlerin boyutunun doğal ölçekte olmaması bir sorundur.

Normal bir toplantıda, insanlar çeşitli şekillerde konuşmacıya bakıyor, not alıyor veya başka bir yere bakıyor olurlar. Ancak Zoom görüşmelerinde herkes her zaman herkese bakıyor. Bir dinleyiciye sözcü olmayan bir konuşmacı gibi davranılır, bu nedenle bir toplantıda bir kez konuşmasanız bile, yine de size bakan yüzlere bakarsınız. Göz teması miktarı önemli ölçüde artar. “Topluluk önünde konuşmanın sosyal kaygısı, nüfusumuzda var olan en büyük fobilerden biridir” diyor. “Orada dikilip herkes sana baktığında, bu stresli bir deneyimdir.”

Diğer bir stres kaynağı, monitörünüzün boyutuna ve harici bir monitör kullanıp kullanmadığınıza bağlı olarak, video konferans aramalarındaki yüzlerin rahatlık için çok büyük görünebilmesidir. 

Birinin yüzü gerçek hayatta bize bu kadar yakın olduğunda, beynimiz bunu ya çiftleşmeye ya da çatışmaya yol açacak yoğun bir durum olarak yorumlar. Bailenson, “Aslında Zoom’u uzun saat kullandığınızda olan şey, bu aşırı uyarılmış durumda olmanızdır” diyor.

Çözüm: Platform, arayüzü değiştirene kadar Bailenson, yüz boyutunu en aza indirmek için tam ekran seçeneği yerine Zoom penceresinin boyutunu monitöre göre küçültülmesi ve bir klavye kullanılması öneriliyor.

2) Görüntülü sohbetler sırasında kendinizi sürekli olarak gerçek zamanlı olarak görmek yorucudur.

Çoğu video platformu, sohbet sırasında kamerada nasıl göründüğünüzün bir karesini gösterir. Ama bu doğal değil, der Bailenson. “Gerçek dünyada, eğer biri sürekli aynayla etrafınızda dolaşıyorsa – böylece siz insanlarla konuşurken, kararlar verirken, geri bildirimde bulunurken, geri bildirim alırken – kendinizi aynada görüyordunuz, bu çılgınca olurdu. Kimse bunu asla düşünmez, ”diye ekliyor.

Bailenson, kendinizin bir yansımasını gördüğünüzde, kendinizi daha çok eleştirdiğinizi gösteren çalışmalara atıfta bulundu. Birçoğumuz artık her gün saatlerce görüntülü sohbetlerde kendimizi görüyoruz. Stresli. Kendinizi aynada görmenin olumsuz duygusal sonuçları olduğunu gösteren pek çok araştırma var.

Çözüm: Bailenson, platformların videoyu yalnızca başkalarına gönderilmesi gerektiğinde hem kendisine hem de başkalarına ışınlama şeklindeki varsayılan uygulamayı değiştirmesini tavsiye ediyor. Bu arada kullanıcılar, videoda yüzlerinin düzgün bir şekilde çerçevelendiğini gördüklerinde kendi fotoğraflarına sağ tıklayarak erişebilecekleri “kendini görmeyi gizle” düğmesini kullanmalıdır.

3) Görüntülü sohbetler, her zamanki hareketliliğimizi önemli ölçüde azaltır.

Yüz yüze ve sesli telefon görüşmeleri, insanların etrafta dolaşmasına ve hareket etmesine izin verir. Ancak video konferans ile çoğu kameranın belirli bir görüş alanı vardır, bu da bir kişinin genellikle aynı noktada kalması gerektiği anlamına gelir. Hareket, doğal olmayan yollarla sınırlıdır. Bailenson, “Artık insanlar hareket ettiklerinde bilişsel olarak daha iyi performans gösterdiklerini söyleyen büyüyen bir araştırma var” diyor.

Çözüm: Bailenson, insanların video konferans yaptıkları oda, kameranın nerede konumlandığı ve harici klavye gibi şeylerin mesafe veya esneklik oluşturmaya yardımcı olup olamayacağı hakkında daha fazla düşünmelerini öneriyor. Örneğin, ekrandan daha uzaktaki bir harici kamera, tıpkı gerçek toplantılarda yaptığımız gibi sanal toplantılarda hızınızı ve karalama yapmanızı sağlar. Ve tabii ki, toplantılar sırasında bir kişinin videosunu periyodik olarak kapatmak, sadece kısa bir sözel olmayan dinlenme sağlamak için gruplar için iyi bir temel kuraldır.

4) Görüntülü sohbetlerde bilişsel yük çok daha fazladır.

Bailenson, düzenli yüz yüze etkileşimde sözsüz iletişimin oldukça doğal olduğunu ve her birimizin bilinçaltında jestleri ve sözsüz ipuçlarını doğal olarak yaptığını ve yorumladığını belirtiyor. Ancak görüntülü sohbetlerde sinyal gönderip almak için daha çok çalışmalıyız.

Aslında, Bailenson, Birine onlarla aynı fikirde olduğunuzu göstermek istiyorsanız, abartılı bir şekilde başınızı sallamalı veya başparmağınızı kaldırmalısınız. Bu, iletişim kurmak için zihinsel kalorileri kullanırken bilişsel yük ekler,diyor.

Hareketler, bir görüntülü toplantı bağlamında farklı anlamlar da ifade edebilir. Yüz yüze görüşme sırasında birine yandan bakmak, görüntülü sohbetteki bir kişinin ekrandan ev ofisine yeni giren çocuğuna bakmasından çok farklı bir şey anlamına gelir.

Çözüm: Uzun toplantılar sırasında, kendinize “yalnızca ses” molası verin. Bailenson, “Bu sadece sözlü olmayan aktif olma zorunluluğuna ara vermek için kameranızı kapatmak değil, aynı zamanda vücudunuzu ekrandan uzaklaştırmaktır,” der.

https://news.stanford.edu/2021/02/23/four-causes-zoom-fatigue-solutions/

Uzlaştırmacı Sınavına Hazırlık Eğitimi

5000 kişinin alınacağı Uzlaştırması Sınavı 9 Mayıs’ta olacak. Bu sınavın ön koşullarından biri Uzlaştırmacı Eğitimini almış olmaktır.

Uzlaştırmacı eğitimini ne zaman aldığınız hatırlıyor musunuz? Peki öğrendiklerinizi hatılıyor ve kendinizi sınava hazır hissediyor musunuz?

Uzlaştırmacı sınavı oldukça zor geçen ve yüksek başarı isteyen bir sınavdır. Bu nedenle aylar hatta yıllar önce öğrendiğimiz bilgileri tekrar etmek zorundayız. Belli aralıklarla yapılan tekrarlar sonucunda öğrenmeye çalıştığınız şeyi kalıcı hale getirebilirsiniz. Bunun için bilgilerimiz biraz silinmeye yüz tuttuğunda yapılan tekrar çok faydalı olacaktır.

Unutuyor olmamızın öğrenme sürecimizin de bir parçasıdır. Beynimiz sınırlı kaynakları en verimli şekilde kullanmak üzere tasarlandığından dolayı neyin önemli neyin önemsiz olduğuna karar veren bir mekanizması var. Belli bir konuyu sürekli tekrar ediyor olmamız ise beynimize bir nevi bunun önemli olduğu sinyalini gönderiyor.

İşte bu nedenledir ki Uzlaştırmacı Sınavına Hazırlık Eğitimini kurgulayarak sınav öncesinde mevcut veya unuttuğunuz bilgileri tazeleyecek, beynimize önemli başlıklarını sinyalini yeniden göndereceğiz. Şimdi kendinize uygun bir tarih seçerek ön hazırlık eğitimimize katılarak sınavda başarılı olma ihtimaliniz çok yükseltin.

2021 Uzmanlaştırıcılık Eğitimi ve Yenileme Eğitimi Ne Zaman?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda 6763 sayılı Kanunun 34. maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmeyen Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği  05.08.2017 tarihinde Adalet Bakanlığınca yayınlanmıştır.

Bu yönetmelik uyarınca uzlaştırmacı görevini yapacak olan kişilerin Bakanlıkça yetkilendirilen eğitim kurumlarından eğitim almaları zorunlu hale gelmiştir.

Uzmanlaştırma Eğitimi Sertifikası 2 yıl boyunca geçelidir. Sertifika aldıktan sonra aktif görev almaya devam edebilmek için bakanlık talimatıyla yenileme eğitimi alınması zorunludur.

Uzmanlaştırma Yenileme Eğitimi: Adalet Bakanlığı tarafından yetkilendirlen bir kurumdan daha önce eğitim almış olup, eğitim süresi 2 yılı aşan ve Uzmanlaştırmacı görevine devam edebilmek ve Uzmanlaştırmacı sınavına giriş sağlayabilmek için verilen eğitim programıdır. 05/08/2017 tarihli ve 30145 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği uyarınca 2 yılda 1 düzenlenmesi zorunlu olan Uzlaştırmacı Yenleme Eğitim programına ait detaylar için Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak açıklama beklenmektedir.

2021 yılında aktif olan Uzlaştırmacılık Programı ve Uzlaştırmacı Yenileme Eğitimi bulunmamaktadır. Lakin eğitim almış olan kişiler için Uzlaştırmacı Sınavı Başvuruları başlamıştır. Bakanlığın yapacağı yeni bir bilgilendirme sonrasında eğitimlerimize ve sertifika vermeye İş Birliği Anlaşmamız olan Yetkilendirilmiş Üniversitelerimiz üzerinden hemen başlayacağız. Web sitemizden ve instagram sayfamızdan bizi takip ederek haberdar olabileceğiniz gibi bize mail atarak da iletişim adreslerini bırakabilirsiniz.

Teşekkürler

Altınok Akademi

Uzlaştırmacı Sınavı Ne Zaman Yapılacak ?

Adalet Bakanlığınca, 5000 (beşbin) uzlaştırmacı ihtiyacına yönelik olarak, “2021 Adalet Bakanlığı Uzlaştırmacı Sınavı” 9 Mayıs 2021 tarihinde yapılacaktır.

Başvurular, elektronik ortamda, e-devlet şifresi, elektronik imza ya da mobil imza kullanmak suretiyle https://uzlastirmaci.uyap.gov.tr/main/uzlastirmaci/giris.jsp (UYAP Uzlaştırmacı Portal) internet adresi üzerinden 8 Şubat 2021 – 18 Şubat 2021 tarihleri arasında alınacaktır. 8 Şubat 2021 Pazartesi günü sınav başvuruları başlayacak, 18 Şubat 2021 Perşembe günü gece 23:59’da sona erecektir.

Sınava katılmak isteyen adayların öncelikle “Uzlaştırmacı Eğitimini” tamamladığını gösterir belgesi olması gerekmektedir. Adalet Bakanlığının yayınladığı ilana ulaşmak ve okumak için linke tıklayınız.

Uzlaştırmacı Eğitimi almak isteyenler veya Uzmanlaştırmacı Eğitimi Yenileme programıyla alakalı bilgi almak için ilgili yazımızı okuyunuz.

Altınok Akademi

Uzaktan Çalışma Anlayışının Liderlere Etkisi

Koç Topluluğu Yayını Bizden Haberler Dergisi‘nin 490. özel sayısında, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu’nun “34. Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı”na dair açıklamaları yer aldı. Çakıroğlu konuşmasından uzaktan çalışma modelinin 35 bin ofis çalışanı için kalıcı bir uygulama haline geleceğini ifade etti. Uzaktan/esnek çalışma, çalışanların yolda geçen zamanlarını ortadan kaldırıyor. Ofis alanı, personel servisi kapasitesi gibi ihtiyaçları azaltıyor.

Çakıroğlu, Sıfır Bazlı Bütçeleme bakış açısıyla fonksiyonlar arası kaynak dağılımı ve iş gücü ihtiyacının taze bir zihinle gözden geçirilmesi gerektiğini söylerken “Stratejik İş Gücü Dönüşümü” konusuna da değindi.

“Uzaktan/esnek çalışma modelinin getirdiği avantajlardan biri de dünyanın farklı ülkelerinden ihtiyaç duyulan yetkinlikte profesyonellerle çalışmaya imkân vermesi” dedi. Çakıroğlu ayrıca uzaktan çalışmanın, liderlerin yetkinlikleri konusunda da farklılıklar gerektireceğinin altını çizdi. “Bu ekipleri yöneten liderlerin, çalışanların birbirleriyle ve şirketleriyle bağlarını kurabilen, organizasyon yetenekleri güçlü kişiler olmaları bekleniyor.” dedi.

Koç Topluluğunun verdiği bu stratejik ve öncü karar ülkemizdeki diğer büyük şirketlerin de çok yakında benzer kararlar alacağının ipucudur. Aslında birçoğumuz biliyoruz ki şirket özelinde bu kararları almış ama henüz kamuoyuyla paylaşmamış büyük şirketler zaten var. Hatta bazılarınız o şirketlerde çalışıyor. Pandemi dönemi, kurumsal yöneticiler olarak yıllardır senaryolarını çalıştığımız ama bir türlü cesaret edemediğimiz uzaktan çalışma hayatının zorunlu olarak denenmesini sağladı. Teknolojinin sağladığı imkanlar ve çalışanların bu dönemde evlerinden çıkamıyor olmaları, uzaktan çalışma modelinin başarıya ulaşmasını sağlarken bu modelin beraberinde getirdiği iş gücü ve maliyet kazanımlarını da şirket yönetimlerine ispatladı. Pandemi döneminin ne zaman biteceğini bilememek ve bu modelin kazanımlarını göz ardı edememek şirketlerin yeni ve radikal kararlar almalarını sağladı.

Levent Çakıroğlu’nun açıklamalarından yola çıkarak sadece çalışma mekanlarının ve saatlerin değil; Liderlik ve Yönetim stillerinde de değişimlerin ve bakış açılarının farklılaşacağını; daha önemlisi farklılaşmasının bu yeni dönemde olmazsa olmazlar arasında yer alacağını anlıyoruz.

” Uzaktan çalışmada ekipleri yöneten liderlerin, çalışanların birbirleriyle ve şirketleriyle bağlarını kurabilen, organizasyon yetenekleri güçlü kişiler olmaları bekleniyor. ”

Değişim, mekanlarda olduğu kadar mevcut Liderlerde ve Liderlik modellerinde de olacak. Bu değişim dalgasını yakalamak, konudan haberdar olmak ve yeni nesil lider kavramını öğrenmek için elbette yöneticilerin ve yeni yönetici adaylarının almaları gereken eğitimler ve koçluklar var.

Liderlikte Yenilenen Kodlar”, “VUCA Dünyasında Liderlik”, “Belirsizliği Başarıya Dönüştüren Liderlik gibi uzaktan eğitim modeline uygun kurgulanmış eğitimleri muhakkak araştırmanızı; kurumların bu eğitimleri aldırmalarını beklemeden kendi gelişim planınızı yaparak yeni döneme kendinizi hazırlamanızı tavsiye ediyorum.

Unutmayalım, bilgiye ulaşmak eskisinden çok daha kolay ve hızlı; önemli olan ise bu bilgiye doğru zamanda ulaşmak ve bilgiyi gelişiminizin bir parçası olarak hayatınıza katmaktır.

Dr. Ömer Göç

Covid için geliştirilen aşılar ne kadar güvenli?

Bazı insanlar rastgele ortaya çıkan sağlık sorunlarını aşıya bağlıyor.

Önümüzdeki aylarda bazı korkutucu haberlerin paylaşılacağını tahmin etmek zor değil.

Fakat gerçek şu ki, insanlar sürekli hastalanıyor. İngiltere’de her beş saniyede bir kişi kalp krizi bir kişi de felç geçiriyor.

Her yıl 600 bin kişi ölüyor.

Bir kişinin aşılandıktan kısa bir süre sonra alakasız bir sağlık sorunundan hayatını kaybetmesi gayet mümkün.

Bu durum, bazı çocuk aşılarının otizmle ilişkilendirilmesi ve sonrasında yapılma sıklığının düşmesi sonucu çocukların korumasız kalması örneğini tekrarlamamalı.

Bu yüzden aşılama programı yaygın bir şekilde uygulanırken soğukkanlılığınızı korumanız lazım.

Aşıların güvenliği, uygulanmaya başladıktan sonra uzun süreler takip edilmeye devam ediyor.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55254195

 

Sokağa Çıkma Yasağı

Corona virüsüyle mücadele önlemleri kapsamında hafta sonu boyunca uygulanacak sokağa çıkma kısıtlaması saat 21.00 itibariyle başladı.

Pazartesi saat 05.00’te sona erecek kısıtlama öncesi İstanbul’da trafik yoğunluğu yaşandı. Yüzde 81 seviyesine kadar çıkan yoğunluk kısıtlamanın başlamasının ardından yüzde 15 seviyesine geriledi.

56 saat sürecek kısıtlama öncesi alışveriş yoğunluğu da yaşandı. Hafta sonu market, bakkal, kasap, manav ve kuru yemişçilerin akşam saatlerine kadar hizmet verecek olmasına rağmen kısıtlama öncesi vatandaşlar market, bakkal, kasap, manav, fırın ve kuru yemişçi önünde kuyruğa girdi.

İETT SEFERLERİ GÜNCELLENDİ

İBB Sözcüsü Murat Ongun, hafta sonu için İETT seferlerinin güncellendiğini açıkladı.

Ongun, “Metrobüs gün içi 3, gece 10 dakikada bir sefer yapacaktır. Teleferik, Füniküler, Moda Tramvayı ve Levent-Hisarüstü metrosu hariç diğer tüm metro seferleri 15 dakikada bir yapılacaktır. Vapur seferlerinde ise değişiklik olmamıştır” bilgilerini paylaştı.

https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/56-saat-surecek-sokaga-cikma-kisitlamasi-basladi-6153949/?utm_source=ilgili_haber&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber

Hootsuite “We are social” dijital dünya raporu yayınlandı

“We are social” Ocak 2020 raporunda küresel ölçekte dijitalleşme ve dijital dünya alışkanlıklarımıza dair yapılmış çok değerli sonuçlarını bulacaksınız.

Merakla takip edeceğiniz sonuçları Türkiye özelinde karşılaştırmalar yaparak da değerlendirme fırsatı bulacaksınız. Kim bilir belki sonuçlarını kendinizle de kıyaslayarak araştırmanın ne kadar gerçekçi sonuçlar verip vermediğini de değerlendirebilirsiniz.

Küresel ölçek raporunu Slide Share üzerinden indirebilirsiniz.

Türkiye özelindeki sonuçları ise sayfamızdan indirmeniz mümkün. Lütfen tüm içeriği açınız.

16-64 yaş arasındaki bireylerin internet platformunda günlük ortalama harcadıkları zaman Hootsuite tarafından yayınlandı.
Dünya ortalaması : 6 saat 43 dakika
Türkiye ortalaması : 7 saat 29 dakika
internet platformunda günlük ortalama harcanan zamanın ne kadarı mobil cihazlar üzerinden harcanıyor?
Dünya ortalaması : 3 saat 22 dakika
Türkiye ortalaması : 4 saat
2019 yılı boyunca Youtube üzerinden en çok arama yaptığımız sorguları yukarıda görüyorsunuz. Bu sorguları belki de sizler de yapmış olabilirsiniz.
Bu tabloda dünya nüfusunun yaş özelinde dağılımını görmek mümkün. Dünya nüfusunun ağırlıklı olarak 35 yaş altında olduğunu görmek mümkün.
Ülkeler bazında sonuçları takip ettiğinizde hangi ülkenin yaşlı hangi ülkenin daha genç bir nüfusa sahip olduğunu göreceksiniz. Bunun için tüm raporu indirmeniz gerekiyor…

Why You Shouldn’t ‘Take a Deep Breath’ When You’re Stressed

Does Taking a Deep Breath Actually Help You Relax?

At some point in your life, you’ve likely experienced an upsetting situation that provoked anxiety. Maybe you received an email from your boss saying, “We need to talk.” You quickly began to dread the meeting. Thoughts of what might be wrong, or how you might explain yourself, flooded your mind.

When it was finally time to meet, your body’s anxiety reaction was in full swing. Perhaps first you noticed a drop in your stomach. Then once you sat down at your boss’ desk, your heart started beating more quickly and your hands began to sweat.

As these symptoms continued, you noticed your breathing becoming more rapid and shallow. Your mind raced through possible ways to calm yourself, and you remembered the well-intentioned saying, “Take a deep breath!”

In line with this advice, you began to inhale deeply…

But, wait! How helpful is this advice?

Most people have been told at some point that taking deep breaths can have a calming effect, but does it really help to take a deep breath? The short answer is, “No.”

To understand why taking a deep breath might actually be counterproductive, we must first understand the fundamentals of the human breathing process.

The Physics of Breathing

Breathing is automatic — that is, most of the time we breathe without being fully aware of it. Breathing is controlled by our body’s autonomic nervous system. This system is made up of 2 divisions:

  • The sympathetic nervous system (SNS), which stimulates the body’s fight-or-flight response.
  • The parasympathetic nervous system (PNS), which relaxes the body after stimulation.

These 2 systems  parallel the breathing process. When we inhale, our diaphragm moves down and the volume in our thoracic cavity increases as our lungs fill with air. As they fill, they also begin to compress the walls of the heart, which in turn restricts blood flow going into and out of the heart. To compensate for this restriction, our heart rate increases, stimulating our fight-or-flight response. When we exhale, our diaphragm moves up and the volume in our thoracic cavity decreases as our lungs empty the air inside them, which relaxes our bodies.

In short, it is actually our exhale, not our inhale, which helps our body relax.

Avoid Overbreathing

Now that we’ve described the breathing process, let’s take a look at the recommendation to “take a deep breath.”  If you do this rapidly, it can lead to overbreathing, which can be broadly defined as a breathing pattern that results in breathing out too much carbon dioxide, which, in turn, results in less blood flowing to your brain (i.e. hyperventilating).

Typically, we begin to overbreathe when we’re in a panicked or stressed state.

People who tell you to “take a deep breath” probably think they are preventing overbreathing by keeping you from hyperventilating. The thing is, taking in a lot of air and holding it in is still overbreathing. You’re still activating your sympathetic nervous system.

Focus on Your Exhale, Not Your Inhale, for More Relaxation

So, what should you do? Although it’s perfectly natural to respond to anxiety and panic with overbreathing, the good news is that we also have the ability to affect our breathing rate. We can change our breathing. This means we can train ourselves to respond to overbreathing with an intentional breathing pattern designed to promote relaxation.

As you sit at your boss’ desk trying to manage your anxiety symptoms, rather than taking a deep breath, focus on extending the exhale.

Some researchers recommend a specific ratio of inhalation to exhalation that can be practiced in the moment when wanting to achieve a more relaxed breathing state. For example, Inna Kahzan, a clinical instructor of psychology at Harvard Medical School, recommends a 4:6 ratio — 40% of the breath cycle spent on inhalation and 60% of the breath cycle spent on exhalation.

With this practice, she recommends “low and slow” diaphragmatic breathing, where you “pay attention to the location of the breath, smooth transition from exhalation to inhalation, long and complete exhalation, without focusing on the depth of the inhalation.”

Though the exact breath count that is most helpful for you may vary based on your natural breathing rate (some people tend to breath at a higher/lower rate than others), a rough estimate of what this ratio would look like is to inhale for a count of 1…2…3…4 and then exhale for a count of 1…2…3…4…5…6, where each count lasts one second.

It’s worth mentioning that the focus on extended exhalation as a way to relax your breathing is not a new concept. In fact, many yoga traditions have extended exhalation as a core part of their practice. For example, some researchers have tested the effects of pranayama yoga breathing, where the inhalation to exhalation ratio is 1:2, in patients with asthma.

Practice Your Breathing: Reduce Stress By Extending Your Exhale

Take a minute to guide yourself, “Breath in — 1…2…3…4, and breathe out — 1…2…3…4…5…6.”

Focus on normal inhalations, neither too short nor too long, and then extend the exhalation. You will begin to notice yourself calming down, which in turn will better enable you to focus on your upcoming challenges. Yet like most things, using breathing to regulate your nervous system takes practice, so it’s important to make extended exhalations a part of your daily routine.

Regardless of your emotional state, take time to practice extended exhalations for 2-5 minutes (or until you notice your breathing rate relax) every day. As with any habit, daily practice will strengthen your ability to engage in extended exhalation when in a state of high anxiety, panic, or stress.

Finally, encourage your friends and family to adopt a similar breathing practice when in a state of anxiety.

So rather than, “Take a deep breath,” adopt the motto, “Extend your exhale!”

Reference: https://www.ccl.org/blog/deep-breath-stress/

Follow by Email
Facebook
LinkedIn
LinkedIn
Instagram